Üye Girişi
Üye Girişi
Üye Ol
Sepetim
KİTAP
Yeni Çıkanlar
Çok Satanlar
Edebiyat
Kişisel Gelişim Kitapları
Eğitim Kitapları
Psikoloji Kitapları
Tarih Kitapları
Felsefe Kitapları
Dini Kitaplar
Dergiler
ÇOCUK
EDEBİYAT
DİNİ ÜRÜNLER
Kuran-ı Kerim
Dini Kitaplar
Hac Malzemeleri
Cami Malzemeleri
Rahle
Minber Örtüsü
Hediyelik Ürünleri
Zikirmatik
Mevlüt Hediyelikleri
Kadın Giyim
Erkek Giyim
Çocuk Giyim
HOBİ & OYUN
ELEKTRONİK
Anasayfa
>
Türkçe Kitaplar
>
Edebiyat
>
Roman - Tarihi
>
Göçmen Kadın
< < Önceki Sayfaya Dön
Göçmen Kadın
(9786059366212)
Marka
:
Aleksandros Papadiamantis
Tedarikçi
:
Arion Yayınevi
İndirim Oranı
:
%
25
İndirim
Sepetteki Son Fiyat
KDV Dahil
:
€21,41
İndirimli
:
€14,60
+ KDV
KDV Dahil
:
€16,06
Sepet Fiyatı
:
Barkod
:
9786059366212
Kritik Stok
Telefonla Sipariş
Favorilere Ekle
Fiyat Düşünce Haber Ver
Gelince Haber Ver
Artır
Azalt
Ürün Özellikleri
Yorumlar
(0)
Ödeme Seçenekleri
Ürün Önerileri
(...) Başı yukarı doğru bakarak sağ tarafa kıvrılmış vücudu ve toplanmış dizleriyle yatakta yatıyordu. Yüzü bembeyaz kireç gibi, boğazı ise soluk ve şeffaftı; öyle ki ince damarlarını sayabilirdin. Ellerini karnının üstünde birleştirmişti. Göğüsleri hiç dikkat çekmiyordu, sanki on iki yaşında bir kız çocuğu gibiydi. Eğer bir insan eli onun kalbini arasaydı neredeyse hiç nabız bulamazdı. Yalnızca bir melek, gelecekte bu solgun ve soyut varlığa âşık olabilirdi. İstikbalin denizine açılıyordu. Kanatların ve bulutların üstünde uçuyordu. Sanki nahoş bir tırtıldan çok güzel bir kelebek gibi doğuyordu. Böylece ruh, fani bedenden yükseliyordu. Geçici ve ölümlü olan aşk, kutsal ve semavi bir aşk olarak doğuyordu. Ölüm ile yaşam arasında duruyor ve ebediyetin şafak öncesi vaktinden keyif duyuyordu. Gizemli bir şekilde geçmişiyle vedalaşıyor, kucak dolusu metanet ve vefa ile geleceğe sesleniyordu. Attığı adımı görmeden yürüdüğü ışık dolu bir yol olduğunu anlıyordu. Kendisi ile birlikte yeni bir gün doğumunda yok olacak hayatının ufuk çizgisinde kaybolan bulutları ve fırtınaları da götürüyordu. Baş melekler, kalbine gizemli ve akla hayale gelmez sözcükler fısıldıyordu. Sesi titreyerek baharda öten bülbüller gibi şafak şarkısını söylüyordu. Bir an için bakışlarını arkaya çevirdi, hayatının farklı dönemleri, üzerine basılan çöller gibi, yürürken ayaklarının tökezlediği mezarlıklar olarak göründü. Sonunda topuklarının altında pürüzsüz ve çimlerle kaplı bir toprak buldu. Sanki sonsuzluğun kıyısından bir rüyanın içine girer gibi oldukça ruhani ve dumanlıydı. Yolunda yürümesini zorlaştıran dikenler ellerini kesmişti ve şimdi yara bere, kanla dolu elleri Tanrı'ya uzanıyor, Tanrı onları gökyüzünde yanan buhurdanlık ateşinde dağılan tütsülerle her türlü kirden ve günahtan arındırıyordu. Hiçbir zaman hecelemediği dahi, net, açık anlamlar yükseliyordu. Sanki öteki dünyanın ebediyet ağacından üzerine düşen masumiyet hediyelerini kabul ediyordu. Kollarını uzattı ve bir zamanlar hayal etmesi yetmeyen ideali kucakladı: Ölümsüzlüğü. (...) (...) Başı yukarı doğru bakarak sağ tarafa kıvrılmış vücudu ve toplanmış dizleriyle yatakta yatıyordu. Yüzü bembeyaz kireç gibi, boğazı ise soluk ve şeffaftı; öyle ki ince damarlarını sayabilirdin. Ellerini karnının üstünde birleştirmişti. Göğüsleri hiç dikkat çekmiyordu, sanki on iki yaşında bir kız çocuğu gibiydi. Eğer bir insan eli onun kalbini arasaydı neredeyse hiç nabız bulamazdı. Yalnızca bir melek, gelecekte bu solgun ve soyut varlığa âşık olabilirdi. İstikbalin denizine açılıyordu. Kanatların ve bulutların üstünde uçuyordu. Sanki nahoş bir tırtıldan çok güzel bir kelebek gibi doğuyordu. Böylece ruh, fani bedenden yükseliyordu. Geçici ve ölümlü olan aşk, kutsal ve semavi bir aşk olarak doğuyordu. Ölüm ile yaşam arasında duruyor ve ebediyetin şafak öncesi vaktinden keyif duyuyordu. Gizemli bir şekilde geçmişiyle vedalaşıyor, kucak dolusu metanet ve vefa ile geleceğe sesleniyordu. Attığı adımı görmeden yürüdüğü ışık dolu bir yol olduğunu anlıyordu. Kendisi ile birlikte yeni bir gün doğumunda yok olacak hayatının ufuk çizgisinde kaybolan bulutları ve fırtınaları da götürüyordu. Baş melekler, kalbine gizemli ve akla hayale gelmez sözcükler fısıldıyordu. Sesi titreyerek baharda öten bülbüller gibi şafak şarkısını söylüyordu. Bir an için bakışlarını arkaya çevirdi, hayatının farklı dönemleri, üzerine basılan çöller gibi, yürürken ayaklarının tökezlediği mezarlıklar olarak göründü. Sonunda topuklarının altında pürüzsüz ve çimlerle kaplı bir toprak buldu. Sanki sonsuzluğun kıyısından bir rüyanın içine girer gibi oldukça ruhani ve dumanlıydı. Yolunda yürümesini zorlaştıran dikenler ellerini kesmişti ve şimdi yara bere, kanla dolu elleri Tanrı'ya uzanıyor, Tanrı onları gökyüzünde yanan buhurdanlık ateşinde dağılan tütsülerle her türlü kirden ve günahtan arındırıyordu. Hiçbir zaman hecelemediği dahi, net, açık anlamlar yükseliyordu. Sanki öteki dünyanın ebediyet ağacından üzerine düşen masumiyet hediyelerini kabul ediyordu. Kollarını uzattı ve bir zamanlar hayal etmesi yetmeyen ideali kucakladı: Ölümsüzlüğü. (...)
Kitap Adı:
Göçmen Kadın
Yazar:
Aleksandros Papadiamantis
Yayınevi:
Arion Yayınevi
Hamur Tipi:
2.Hamur
Sayfa Sayısı:
161
Ebat:
135-210-0
İlk Baskı Yılı:
2019-01-04
Baskı Sayısı:
1
Dil:
Türkçe
Barkod:
9786059366212
Havale ile Ödeme
€14,60
+ KDV
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR